“Meraklı Gezginler Yolda” olarak rotamızı bu sefer Bursa’ya çevirdik. İzmir’den yola çıkıp, hem karavanımızda iyileştirmeler yapmak hem de Bursa’nın eşsiz lezzetlerini keşfetmek için heyecanlıydık. Bir hafta kadar kalacağımız bu güzel şehirde yapacak çok işimiz vardı.
Karavanımıza Bursa’da Şifa: Karavan Hastanesi
Bursa’daki ilk ve en önemli durağımız “Karavan Hastanesi” oldu. Amacımız, uzun yolculuklarımızda bize daha fazla konfor sağlayacak bazı geliştirmeleri hayata geçirmekti.
- Otomatik Kapı: En büyük yeniliğimiz kesinlikle otomatik kapı oldu. Özellikle eğimli zeminlerde ağır karavan kapısını açıp kapatmak artık çok kolay. Kumandaya tek dokunuşla kapımız açılıp kapanıyor. Bu, özellikle elim doluysa gerçekten hayat kurtarıcı.
- Enerji Sistemi: Havensis’te elektrik sistemimizi elden geçirdik. Mevcut sistemimize ek olarak bir akü daha ekledik. Artık toplamda 600 amper lityum demir fosfat akü gücüne sahibiz. Güneş paneli (MPPT), araç alternatörü (DC-DC) ve 220V (Redresör) olmak üzere üç farklı yoldan şarj olabilen sistemimizle, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve kahve makinemizi daha rahat kullanabileceğiz.
- İç Mekan Güzelleştirmeleri: UEG’de, aracımızın şoför mahallinin tavanını kaplatmak için açık, ferah bir renk seçtik. Ayrıca Adnan Usta’nın el emeğiyle, telefon ve gözlük koymak için özel cepler yaptırdık. Roy Perde’de de perdelerimizin ayarını yaptırarak sorunsuz bir şekilde açılıp kapanmalarını sağladık.
Tüm bu iyileştirmeler için Karavan Hastanesi ekibine, özellikle de Kürşat’a çok teşekkür ederiz.
Bursa Denince… Cantık ve İskender’siz Olmaz!
İyileştirmeler kadar tabii ki Bursa’nın meşhur lezzetlerini tatmak da önceliklerimiz arasındaydı. Bu konuda da oldukça başarılıydık!
- Elmalı Cantık ve Tatlı Fırını: Mahalle arasında, 56 yıllık bir esnaf. İlk kez denediğimiz cantığı (kıymalı ve kuşbaşılı olanı tercih ettik) ve yanında cevizli baklavayı çok beğendik. Fiyatı da oldukça uygundu. Kıymalı cantık 75 TL’ydi. Kesinlikle tavsiye ederiz.
- Acı Dayı Cantık Salonu: Bursa’daki en iyi 3 cantıkçıdan biri olduğunu düşünüyoruz. Merkezi bir konumda, Ulu Cami’ye oldukça yakın. Buraya da ilk defa geldik ve memnun kaldık.
- Melike Döner: İskender için ise uğramadığımız dönem neredeyse yok. Yıllardır gideriz, fiyatları makul ve lezzeti her zaman yerinde. Devamlı sıra beklediğiniz popüler iskendercilere alternatif olabilecek harika bir mekan. Üstelik yeni yılda zamlı fiyat görmemiş olmak da güzel bir sürprizdi. İskenderin üzerine süt helvası yemeyi de ihmal etmiyoruz tabii.
Kültür Molası: Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi
Hafta sonu karavan tamiratına ara vermek zorunda kalınca, güzel havayı fırsat bilip kendimizi sokaklara attık. Rotamızı, girişi ücretsiz olan Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi’ne çevirdik. Okay’ın otomotive olan ilgisi sayesinde burası onun için biçilmiş kaftandı. Ben de genel kültür olsun diye gezdim.
Müzede ilk Murat 124 ve 131’den, özel bir konsept araç olan Fiat Doblo 4×4 Sandstorm’a; Tofaş çalışanlarının imzaladığı araçlardan, Hürriyet Gazetesi’nin kuponla verdiği son Uno ve Tipo’ya kadar birçok ikonik aracı yakından görme şansımız oldu. Bahçesindeki dev anıt ağaç da etkileyiciydi.
Müzenin en ilginç bölümlerinden biri ise teraziler bölümüydü. Osmanlı döneminden kalma el kantarlarından, eczane terazilerine, “kantarın topuzunu kaçırmak” deyimine ilham veren kantar topuzlarından, 5 ve 10 kuruşla çalışan insan tartılarına kadar onlarca farklı tartı aleti sergileniyordu.

Sürprizlerle Dolu Bir Pazar Günü: Ulubat Gölü ve Fadıllı Köyü
Pazar günü her yer kapalı olunca, rotamızı Ulubat Gölü kıyısındaki Fadıllı Köyü Piknik Alanı’na çevirdik. Ancak işler pek de planladığımız gibi gitmedi.
Göle vardığımızda, yoğun yağışlar ve dağlardaki karların erimesiyle birlikte su seviyesinin çok yükseldiğini ve birçok yolun sular altında kaldığını gördük. İlerleyemeyince mecbur geri dönüp başka bir yer aradık. Sonunda, güzel bir yer bulmayı başardık.
Ertesi sabah, güneşli bir havaya uyandık. Kahvemizi yaptıktan sonra, yanımıza iki sokak köpeğini de katarak köye doğru bir yürüyüşe çıktık. Yollar ve yeşil alanlar sular altındaydı, neredeyse bir longoz ormanında yürüyor gibiydik. Ayakkabılarımızın su geçirmemesi büyük şanstı. Köy meydanında tarihi bir çeşme ve gölden çıkan balıkların satıldığını gördük. Köy ekmeği ve çekirdek alarak kahvaltılıklarımızı tamamladık.
Karavana döndüğümüzde ise sucuklu yumurta ile harika bir kahvaltı yaptık. Yol boyunca bol bol yürüyerek hem form tutmayı hem de daha sağlıklı beslenmeyi hedefliyoruz. Tabii bu hedefe, yerel lezzetlere karşı koyamayacağımızı da kabul ederek başlıyoruz.
Bursa, hem karavanımızı bir üst seviyeye taşıdığımız hem de damak tadımıza hitap eden lezzetlerle dolu, harika bir durak oldu. Tofaş Müzesi gibi kültürel bir noktayı da keşfetme fırsatı bulduk.
Artık rotamızı İstanbul’a çeviriyoruz. Orada da ufak tefek iyileştirmeler yapacak ve bir süre daha karavan hayatına devam edeceğiz. Tüm bu maceraları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Tüm bu maceraları Youtube kanalımızdan izlemek için:
Bir sonraki durakta görüşmek üzere. Meraklı Gezginler Yolda’dan herkese sevgiler.
Görünen ve adı geçen markalar için mevzuat gereği #reklam




Bir yanıt yazın